Çocuklarla Birlikte Yazdığımız Oyunlar: Önce Savaş Sonra Barış, Neptün’den  Dünya’ya, Perili Ev, Zamanın Üç Kapısı,  Bırakın Kediler Fare Avlasın, Sevi Dairesi,  Oyun içinde Oyun, Hayat Bayram Olsa, Alice Elmasbahçeler’de, Makine Sıkıntısı, Şirinler Aydınlık Köyde.            

 

Düzenlediğimiz Metin ve Uyarlamalar:  Dede Korkut Hikayeleri,  Benim Adım Bamsı Beyrek, Dede Korkut Hababam Sınıfında,  Küçük Prens (Antoine de Saint-Exupery), Küçük Kara Balık (Semed Behrengi), Bilgi Tanesi, Uzaklar (Ülker Köksal), Rüzgarla Yarışan Tay (Dersu Yavuz Altun), Çocuklarda Umut Var (Aytül Akal), Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (Haldun Taner), Oyun Nasıl Oynanmalı? (Vasıf Öngören), Midas’ın Altınları (Güngör Dilmen), Kafkas Tebeşir Dairesi (Bertold Brecht), Fareli Köyün Kavalcısı.

Nurdan Özgür 

Oyun Yazarı - Pedagog Dramaturg  

 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi “Dramaturji ve Tiyatro Eleştirmenliği” Anabilim Dalı’ndan 1999 yılında “Pedagojik Formasyon” alarak mezun oldum. Üniversite sonrasında 1 yıl Ankara’da “Oluşum Drama” kurumundan da “Drama Liderliği” eğitimi aldım. 2007 yılından bu yana Bursa Osmangazi Belediyesi Çocukların Tiyatrosu biriminde eğitmenlik ve B. O. B. Tiyatrosu’nda dramaturgluk yapmaktayım. 

 

Uzun zamandır çocuklarla drama çalışmaları yapıyorum. Drama çalışmalarımı süreçten sonuca taşıyarak, çocuklardan aldığım malzemeyle onlarla birlikte yeni bir oyun yazıyoruz ya da yazılı bir oyunu yeniden düzenliyoruz. 2006 yılında Osmangazi Belediyesi’nde, “Bursa Devlet Tiyatrosu” sanatçısı Bora Özkula’nın kurduğu “Çocukların Tiyatrosu”nda, 2007 yılından bu yana çocuklarla tiyatro serüveni yaşıyorum. Onlardan aldığım malzemeyi kağıta döktüğüm için, yazım aşamasında çocuklar görüntüleriyle, sesleriyle bana hep eşlik ederler. Çocukların sahnelemesine uygun tiyatro metinlerinin eksikliği, onlarla birlikte üretme sürecini başlattı. Çocukların gelişim dönemine özgü taklit etme, oyun oynama özelliklerinden yola çıkarak, onların doğallığını bozmadan rol yapabildikleri, yaratıcılıklarını besleyen, onlara ait metinleri birlikte ürettik. Onlardan aldığım enerjiyle, büyük bir cesaretle 2008-2009 döneminde Bertold Brecht’in “Kafkas Tebeşir Dairesi”ni  9-14 yaş grubu çocuklarla yeniden yazıp, Bursa seyircisi ile buluşturduk. Çocukların boylarından büyük bir oyunu sahneye taşıma sürecinde, onların çocuk olduklarını unutmadan, gelişimlerine uygun yaklaşımımla onlarda yaşlarına uygun olarak var olan oyun oynama olgusunu tiyatro sahnesine taşıdık. 

 

Çocuklarla çalıştığım ilk günden bu yana, çocukların tiyatrosu, çocuk tiyatrosu, eğitimde tiyatro alanında yeni gelişmelere rağmen, çok eksiğimiz olduğuna hep tanık oldum. Çocukları büyüklerin kopyasına dönüştürülmüş oyunları sahnelemeleri yerine, çocukların gözünden büyüklerin dünyasını sahneye taşıyabilmeliyiz. Aynı şekilde çocukların izlediği tiyatrolarda kalıplaşmış çocuk tiyatrosu anlayışını kırıp, yeni bir model geliştiremediğimiz için çocuklara ulaşamıyoruz. Çocuklarla birlikte izlediğim oyunların çocukları mutlu etmediğine tanık oldum. Çocukların sahnelediği oyunlar konusunda yapabildiklerim adına mutluyum. Aynı mutluluğu hep çocuklar için olması gereken “doğru çocuk tiyatrosu” çalışmalarını gerçekleştirerek yaşamaya ve üretmeye devam ediyorum. 

 

Dede Korkut’un on iki hikayesinden biri olan “Boğaç Han” hikayesini,  Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelerken, Prof. Dr. H. Erkek’in yazdığı  “Boğaç Han” adlı  oyun metnini 7-9 yaş ve 10-12 yaş çocuklarının algısına göre yeniden oluştururken başka bir yazım aşaması heyecanı yaşamışdım. Çocukların oynayacağı bir oyun yerine çocuklara büyük bir oyunu sahneye taşıma sürecinde, onların çocuk olduklarını unutmadan, gelişimlerine uygun yaklaşımımla, çocuklara sahnelenecek bir oyunu, Azerbaycan ve Türkiye’de Çocuk Tiyatrosu alanında özel çalışmalar  yürüten Pedagog Rejisör Dr. Rasim Aşın’la birlikte yazdık. Adana ve Alanya Belediye Tiyatroları'nda  da sahnelenen bu oyunumuz sürecine de “Boğaç Han” çocuk oyun metni, bizim için bir yol gösterici olduğu için, yazarımızın da özel izni ile kurgudaki bir anı bu oyunumuza da taşıyarak kullanmayı istedik. Böylece, Alanya Belediye Tiyatrosunda Dede Korkut Hikayeleri oyunumuzu sahneleştirme süreci başladı. Bu süreçte de çocuklarım beni yalnız bırakmadı. Yazım aşamasında çocuklar kulağıma fısıldar gibiydi. Yazarken, her an, her saniye onlar nasıl algılar, nasıl hisseder düşüncesi bilincimin altında akıp giderken, yönetmenimizle neşeyle çalıştık, ürettik. Çocuklara tiyatro sevgisi aşılayarak, sanata değer veren, kendine güvenen, yaratıcı, yarının büyükleri ve bireylerinin yetişmesi için çalışıyorum. 

 

Hedef kitlemiz çocukların yanı sıra, velilere ve öğretmenlere de ulaşmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de, tiyatronun elemanları işin içine giriyor. O zamanda dramaturglar, eleştirmenler, oyuncular, yazarlar genel bir tiyatro anlayışı içinde yapılanı eleştiriyor. Biz tiyatroyu daha ciddiye alarak ve onu önemseyerek iş yapıyoruz, çocuğu ve tiyatro sanatı hakkında çok şey bildiğimizi kanıtlayacak bir şekilde olaya yaklaşıyoruz. Çocuklara ve büyüklere yazdığım yazının sade anlaşılır olmasına önem veriyorum. Çünkü tiyatro sanatının detaylarını yeterince bilmeyen pedagoji, psikoloji ve yetişkin tiyatrosu üzerine uzman olduğunu söyleyen yada zanneden kişiler, benim için ikinci planda kalıyor. Herkese hitap edecek bir notla oyunun okunması sağlanabilir düşüncesi ile, bu kitapda da sık sık belirtilen uyarılarımızın dikkate alınmasını dilerim.

 

Hikayeler destanın özüne ve diline sadık kalarak, 10-11-12 yaş çocukların gelişim dönemi özellikleri dikkate alınarak oyunlaştırılmıştır. Oyunlaştırma sürecinde tiyatral bir kurgu yerine, oyunun ortada oynanmasına imkan tanıyan ve çocukların oyuna katılımını sağlayan bir diyalog örgüsü tercih edilmiştir.